Gündem

TCMB: USDTRY hareketinin ardından döviz piyasasına müdahale

USDTRY müdahaleden önce %8’den fazla artarak 17,1452 seviyesine ulaşmıştı. 5. Müdahalenin kuru 16,30’lara göndermesiyle beraber, öncekilerden daha hacimli ve yüksek montanlı olduğu anlaşılıyor. Bu tip müdahaleleri alternatif politika aracı kapsamında değerlendirmek gerektiğini düşünmekle beraber, para politikasının özü ile alakalı piyasa bilgisini ele aldığımızda kurda sürekli düşüş sağlamayacağı ortadadır. Merkez Bankası gelinen seviyeler ve oynaklık çerçevesinde müdahale etmekle beraber, bugüne kadar 5 müdahalenin toplamında kurda kayda değer bir gelişme ve oynaklık azalışı elde edemedi.

 

Merkez Bankası’nın %14 seviyesine indirdiği politika faizi ve 2022’nin ilk 3 ayında politika yaklaşımını gözden geçirme aşaması yönünde net bir öngörü elde edemeyen piyasa ve ekonomi aktörleri bu süreç içerisinde servet, tasarruf koruma noktasında parasını dövize yönlendirecektir. 17 Aralık itibariyle, yılın başından beri %120 üzerinde prim yapmış olan bir dolar kuru, günlük %7-8 gibi bantlarda son günlerde dalgalanan USDTRY, EURTRY gibi etmenleri ele alacak olursak; %14 repo faizi ve ağırlıklı olarak %14-16 bareminde lira vadeli mevduat faiz oranları enflasyona karşı bir koruma sağlamamaktadır. Enflasyonun ilerleyen aylarda %30’ların üzerine çıkacağını ve son kur hareketlerinin yansımalarının önceki dönemlerde ortaya konan enflasyon beklentilerini artıracağı ortadayken, döviz ve hisse senedi piyasası gibi yatırım alternatifleri oluşturulmak durumunda oluyor. Şu anda döviz hareketiyle eş zamanlı borsa yükselişinde de temelde yatırımcının enflasyondan korunma güdüsü yatmaktadır.

İlerleyen aylara yönelik enflasyon beklentilerini ele alacak olursak; TCMB’nin Piyasa Katılımcıları Anketi’nde Aralık, Ocak ve Şubat dönemleri için sırasıyla %3,37, %2,99 ve %1,96 oranları ortaya çıkmıştır. Enflasyon söz konusu aylarda beklentilere paralel bir şekilde artarsa Aralık, Ocak ve Şubat aylarında yıllık enflasyon da sırasıyla %23,85, %25,45 ve %26,75 olarak gerçekleşecektir. Bu anket cevaplarının 10 Aralık tarihinden önce toplandığını düşünecek olursak, özellikle kur yükselişinin ortaya koyduğu yeni sonuçlar itibariyle hiç şüphesiz enflasyon bu beklentilerin de çok üzerine çıkacaktır. Böyle bir ortamda, kur hareketi yansımasını da işim içine koyduğumuzda lira cinsinden tasarruf tutmanın özendirilmesi ve enflasyondan korunma anlamında işlevsellik kazandırılmasının önemli olduğunu görüyoruz.

 

Buna karşın; piyasa yaklaşımında alışılageldik perspektiften uzakta olan Merkez Bankası faizleri ile mevduat faizleri liraya yatırım fonksiyonu kazandıracak bir noktada değildir. Piyasada organik olan ve spekülatif olan iki türü döviz talebi var. Üretici piyasadan hammadde toplamak, üretimi devam ettirmek, ekonomik faaliyet yürütmek için ve bunu da ihracata dönüştürmek için dövize ihtiyaç duyuyor. Tedarik zinciri ve lojistik sıkıntılarının üzerine daha yüksek kur maliyeti eklendiğinde, ortaya çıkan durum sürdürülebilir değildir. Artı olarak, %14 olan repo faizine rağmen kredi faizleri yüksek bir baremde kalıyor. Borçlanma anlamında esas olan 2 yıllık aktif tahvilin getirisi %22,2 seviyesinde. Kredi ve borçlanma faizlerinin 8-9 puan, enflasyonda 3 aylık beklentilerin 12-13 puan altında kalan bir faiz pozisyonunda liranın değer kaybı eğiliminin sürmesi kaçınılmaz. Dolarizasyon artıyor, haftalık vaziyet verilerinde dün ortaya konulduğu üzere yurtiçi yerleşiklerin DTH ağırlığı %63 seviyesine yakındır. Bu oranın artış eğilimi göstermesi de şu an son derece normal.

Merkez Bankası’nın müdahalelerinin hacimsel etkisini ve sürekli olarak rezerv kaynaklarından yapılan satışa rağmen kurun müdahale çekildikten sonra tekrar yukarı çıkmasını düşünürsek; bu uygulamanın munzamlardan yapılan rezerv satışıyla politika müdahale araçlarını daha da zayıflatacağını ve fonksiyonel olmadığını düşünürüz. Haftalık veriler, Merkez Bankası’nın elindeki brüt ve net uluslararası rezervlerin 4-4,5 milyar dolar bandındaki toplam 4 müdahaleden sonra aşağı geldiğini gösteriyor. Swaplar çıkarıldığında ise net rezervler ekside. Açıkçası faiz indirimi yapıldıktan sonra, para politikası enstrümanlarının diğer alternatiflerini kullanarak müdahalede bulunmasının yararını göreceğimizi düşünmüyoruz. Para politikasındaki temel motivasyon liraya asıl değer kaybettirici etkendir ve yaklaşım değişimi olmada görüntünün değişime uğramasını beklemeyiz.

Kaynak Enver Erkan – Tera Yatırım
Hibya Haber Ajansı

Etiketler

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı